ANA HATLARI İLE TÜP BEBEK TEDAVİSİ

ANA HATLARI İLE TÜP BEBEK TEDAVİSİ

Banu No Comments

ANA HATLARI İLE TÜP BEBEK TEDAVİSİ

Ana Hatları ile Tüp Bebek ve Tedavisi

             Tüp bebek tedavisi en basit şekliyle sperm ve yumurtanın laboratuar ortamında suni döllenmeye tabi tutulması ve oluşan embryonun rahime transfer edilmesi olarak ifade edilebilir. İlk olarak tüplerinde tıkanıklık olan hastalarda uygulanmakta iken günümüzde en sık erkek infertilitesi ve kadında yumurtlama sorunları nedeniyle uygulanmaktadır.

             Tüp bebek tedavisi uygulanması şart olan hasta grupları her iki tüpü tıkalı olan, şiddetli erkek infertilitesi olan çiftlerdir. Öte yandan tüp bebek tedavisine geçilmesinde yarar olan hasta grupları vardır.

             Daha önce aşılama tedavileri ile sonuç alınamayan çiftlerde, 5 yılı aşkın süredir çocuğu olmayan çiftlerde, diğer tedavilerden fayda görmeyen açıklanamayan infertilitesi olan çiftlerde, yine tıbbi tedavilerle sperm değerlerinde iyileşme olmayan erkek infertilitesi olgularında, genetik problemi olan çiftlerde, sosyal nedenlerle gebeliğe ulaşmayı hızlandırmak isteyen çiftlerde tüp bebek tedavileri uygulanmaktadır.

             Tüp bebek tedavisi öncesi mutlaka çiftin birlikte hekim ile görüşmesi ve daha önce yapılan tetkik ve uygulamaların özetlerini hekimi ile paylaşması, ayrıntılı bir şekilde bilgilerin gözden geçirilmesi gerekir. İyi bir başlangıç olumlu sonuç almaya daha çabuk ulaştırır.

             Bu değerlendirme neticesi infertilite konusunda tecrübeli olan kadın hastalıkları ve doğum hekimi çifte en uygun tedavi yöntemini ve tedavi protokolünü belirleyecektir. Artık günümüzde kişiselleştirilmiş tedavi uygulamaları yapılmaktadır. Erkek infertilitesi olgularında ciddi sperm problemi mevcut ise tedavi öncesi mutlaka yine infertilite konusunda tecrübeli bir üroloji hekimi ile çifti görüştürmek ve fikir almak faydalı olacaktır.

             Tüp Bebek Tedavisi  Sürecinde Gerekli Olanlar

               Ayrıntılı bir öngörüşme sonrası kadının jinekolojik muayenesi ve gerekli tahlilileri istenmektedir. En yalın haliyle TSH, prolaktin ve bazı hasta gruplarında AMH denilen testlerin istenmesi uygun olacaktır. Yine rahim filmi dediğimiz HSG genellikle ilk değerlendirmede istenmektedir.

              Erkek kısırlığı olgularında ilk etapta şart olmasa da daha önce iyi kalitede embryo verildiği halde rahime tutunamayan olgularda yeni bir tedavi öncesi HSG istenmesi doğru olacaktır.

              Yine tekrarlayan başarısız denemeleri olan ya da düşükleri olan çiftlerde HSG mutlaka görülüp sonrasında tüp bebek tedavisine geçmek gerekir.

              Yine kadında tüplerle ilgili sorunlar varsa, daha önce karın ameliyatı geçirmiş ise tekrarlayan başarısız tedavi denemeleri ya da tekrarlayan düşükleri varsa tüp bebek tedavisi öncesi histeroskopi ve laparoskopi dediğimiz endoskopik işlemlerle rahim içerisini ve karın içerisi ile tüpleri değerlendirerek tüp bebek tedavisine geçmek sonucun başarılı olmasına katkıda bulunacaktır.

              Tüplerdeki sıvı birikimleri ve kısmi tıkanıklıklar embryonun rahime tutunmasını engellemektedir. Daha önce en az iki başarısız denemesi olan çiftlerde tedavi öncesi genetik inceleme yapılması faydalı olacaktır.

               Başarısız denemelerde verilen embryoların kalitesi önemli olmakla birlikte zaman zaman iyi görüntüde olan bir embryo genetik olarak kusurlu olabilmektedir. Yine kadında istenebilecek tetkikler eğer daha önce başarısız denemeler varsa şeker metabolizması, phtılaşma sistemi ve bağışıklık sistemi ile ilgili testler olup ayrıntılı bir inceleme yapılması önerilir.

              Burada amaç sebebi ortaya koymaya çalışmak ve varsa metabolik problemleri düzelttikten sonra yeni bir tedaviye başlamaktır, böylece olumlu sonuca ulaşmak mümkün olacaktır.

Testler

              İlk değerlendirme sonrası erkeklerden sperm analizi ve sonuca göre genetik testler, DNA testleri veya hormon testleri istenebilmektedir. Bizi sperm analizi sonucu yönlendirmektedir.

              İlk değerlendirme ve bazal tahliller tamamlandıktan sonra genellikle adetin 2.-3. günlerinde ya da bazen adetin 21-23. günlerinde başlanan tüp bebek tedavi süreci 15-30 gün sürmektedir.

             Tedaviyi birinci aşama 10-12 gün süren yumurtalıkları uyarma süreci, ikinci aşama 5-7 gün süren yumurta toplama ve embryoların laboratuarda takibi süreci ile üçüncü aşama embryo transfer işlemi olmak üzere üç aşamada özetleyebiliriz.

           Tedavi esnasında hiç bir işlem ağrı veya acıma oluşturmamaktadır, genellikle anestezi ile işlemler uygulanmaktadır. Tedavi sürecinde yunurtalıkları uyarmak için kullanılan iğneler ve ilaçlar da yine hasta dostu tedaviler olup insulin gibi göbekten kadının kendi kendine uygulayabileceği türden ilaçlardır.

Embryo transferinden 9-12 gün sonra yapılan kanda gebelik testi ile tedavinin başarılı olup olmadığı anlaşılmaktadır.

Sonuç

Özetlemek gerekirse tüp bebek tedavisinde başarıya iyi bir öndeğerlendirme, kadının muayenesi, tetkiklerin değerlendirilmesi, tecrübeli bir ekip ile yumurtalıkların uyarılması ve embryo transferi ile iyi bir laboratuar donanımı ve tecrübeli bir embryolog ile ulaşılabilir.

Tüp bebek tedavisi bir süreç olup ekibe güven ve çiftin psikolojisi tedavi sürecini kolaylaştıracaktır.

Prof. Dr. Banu Kumbak Aygün

Yumurta Toplama İşlemi Zor mudur? Riskleri Nelerdir?

Banu No Comments

Yumurta Toplama İşlemi Zor mudur? Riskleri Nelerdir?

Yumurta toplama işlemi zor mudur? Riskleri nelerdir?

Yumurta toplama işlemi anestezi altında yapılan, ağrı ve rahatsızlık hissedilmeden yapılan bir işlemdir. Yaklaşık 10-15 dakika süren, kısa süreli bir cerrahi müdahaledir, ameliyat olarak değerlendirilmemelidir. Steril bir ortamda ve jinekolojik pozisyonda gerçekleştirilir. İşlem sonrası iki saat dinlendikten sonra eve gidilmesi uygundur, hastanede yatış gerekli değildir. Yumurta toplama işlemi iğne ile yapıldığından karın içi kanama, idrar torbası ve barsak gibi çevre doku yaralanması riski taşır. Fakat ehil bir hekim tarafından yapıldığında bu risk çok düşüktür.

Prof. Dr. Banu Kumbak Aygün

Tekrarlayan Tüp Bebek Başarısızlıklarında Ne Yapalım?

Banu No Comments

Tekrarlayan Tüp Bebek Başarısızlıklarında Ne Yapalım ?

TEKRARLAYAN BAŞARISIZ DENEMELERDEN SONRA HANGİ TETKİKLER YAPILIR?

Tekrarlayan tüp bebek başarısız denemelerde iki faktör irdelenmelidir; embriyo kalitesi ile gamet dediğimiz sperm ve yumurta kalitesi ve anneye bağlı sebepler. Anneye bağlı sebepler rahim ve tüplerle ilgili anomaliler ya da patolojiler, bağışıklık sistemi problemleri, pıhtılaşma sistemi problemleri olabilir. Embriyo/sperm/yumurta kalitesi problemleri genetik sebepler, çevresel faktörler, alışkanlıklar ve beslenme olabilir. Dolayısıyla sonraki tüp bebek tedavileri kişiye göre bireyselleştirilmektedir.

Tüp bebek tedavilerinde gelinen noktada gebelik elde etme başarısı %60’lar civarında olup başarıda en önemli etken kadının yaşıdır. Eğer bir çift iki kez tedavi ile gebe kalamadı ise tekrarlayan başarısızlık olarak değerlendirerek yeni bir tedavi öncesi bazı tetkikler yapılmalıdır.

Embriyo kalitesinde sorun olan çiftlerde erkek kaynaklı bir sebep varsa sperm DNA hasar testleri yapılabilir. Fakat sonraki denemelerde embriyo kalitesini geliştirmeye faydalı olacak tedbirler sigaranın kesilmesi, kilolu ise kilo verilmesi ve dengeli beslenme, antioksidan gıda tüketiminin arttırılması olabilir, bazı takviye amaçlı vitaminler verilebilir. En önemli katkı sigaranın bırakılması olacaktır. Zaman zaman embriyo kalitesi görüntü olarak laboratuarda çok iyi olduğu halde genetiği bozulmuş olabilir, iki kez başarısız deneme olan olgularda bu sebeple anne ve baba adayının genetik testlerini mutlaka istemeliyiz. Bir sonraki denemede embriyonun genetiği incelendikten sonra embriyo transferi yapılabilir. Bu amaçla PGT veya mikroarray (aCGH) yöntemleri uygulanabilir. Embryio kalitesini bir sonraki denemede daha iyi değerlendirmek için embriyoskop içerisinde embriyonun takip edilmesi faydalı olacaktır.

Anneye ait sebepler

Anneye ait sebepler farkedilmeyen rahim anomalileri (perde, polip, myom, yapışıklık), tüplerde sıvı birikimi (hidrosalpenks) gibi anatomik sebepler olabilir, başarısız denemeler sonrası iyi bir rahim filmi çekilerek bu patolojiler araştırılmalı ve şüphe varsa histeroskopi ve laparoskopi dediğimiz endoskopik ameliyatlar ile bu problemler yeni bir tedavi denemesi öncesi giderilmelidir.

Anne adayının pıhtılaşma sistemi veya bağışıklık sistemi ya da hormonal durum ile ilgili de bazı testler yapılmalı, varsa yeni bir tedavi öncesi bu sorunlar düzeltilmeli ve sonrasında tedavi yoluna gidilmelidir.

Daha önce başarısız denemesi olan çiftlerde bu incelemeler sonrası yeni yapılacak tedavi denemesinde amaç mümkünse 5. gün embryosu olan blastokist aşamasına gitmektir. Blastokist aşamasına gelen embriyo en yüksek tutunma potansiyeline sahiptir. İyi kalite blastokist ile gebelik ihtimali en az %30-40’dır.

Embriyonun tutunmasını arttırmaya yönelik ko-kültür yöntemi, lazer ile embriyonun kabuğunun inceltilmesi, embryoglue denilen yapıştırıcı medyumların kullanılması, gebelik aşıları ise faydaları çalışmalarda net ortaya konulamamış, daha ziyade bir de bunu deneyelim zihniyeti ile kullanılan yöntemlerdir. Dolayısıyla bu çiftlerde hedef hem kadını hem de erkeği iyi bir şekilde değerlendirdikten sonra iyi laboratuar koşullarında blastokist evre embriyoya ulaşmak ve rahime iyi kalitede blastokist transfer edebilmek olmalıdır.

Tekrarlayan başarısız denemeleri olan olgularda embriyo transferi sonrası kan sulandırıcı iğnelerin, estrojen içeren ilaçların ve aspirinin rutin kullanımı ile ilgili de çelişkili fikirler vardır. Bazı ekoller rutin kullanırken bazı ekollerde altta yatan bir pıhtılaşma sorunu yoksa bu ilaçlar rutin verilmemektedir. Burada da hastaya göre değerlendirme yapılmalı ve bu doğrultuda ilaçlar düzenlenmelidir.

Prof. Dr. Banu Kumbak Aygün

Tüp Bebek Tedavisine Başlarken Hangi Testler Yapılır?

Banu No Comments

Tüp Bebek Tedavisine Başlarken Hangi Testler Yapılır?

Tüp Bebek Tedavisine Başlarken Hangi Testler Yapılır?

     Tüp bebek en sade tanımıyla anne ve baba adaylarından alınan yumurta ve sperm hücrelerinin laboratuar ortamında döllendirilmesi neticesi oluşan embryoların anne rahmine transfer edilmesi yoluyla gebelik elde edilmesidir. 

Tüp bebek tedavisinde başarılı olmak için bilgili bir hekimin değerlendirmesi ve kısırlık sorununun nedenini ortaya koyması ilk ve en önemli faktördür. Yapılan değerlendirme ve tetkikler sonrası tüp bebek tedavi planı oluşturulur ve tedavide başarıyı arttırmak için hem erkek hem kadın için bazı testler  yapılır.

Erkekler İçin Testler

-Sperm Analizi: Erkek infertilitesini teşhis etmede semen analizinin ayrıntılı değerlendirmesi önemlidir. Spermiyogramda sperm sayısı, hareketi ve yapısı (morfolojisi) değerlendirilir.

Sonuca göre hormon testleri, üroloji muayenesi, genetik testler, sperm fonksiyon testleri ve DNA fragmantasyon testleri yapılabilmektedir.

Kadınlar İçin Testler

– Yumurtalık kapasitesini ve yumurtlama problemlerini değerlendirmeye yönelik testler:   

Anti-müllerian hormon (AMH), prolaktin, TSH başlıca istenen testlerdir. Yine açlık kan şekeri ve insülin düzeyleri de yumurtlama düzensizliği olan polikistik over hastalığı olgularında istenmektedir.

-Histerosalpingografi: 

(Rahim Filmi) HSG tüplerin açıklığını ve görevlerini yerine getirme yeteneğine sahip olup olmadığını saptamak, servikal kanal ve rahim içerisinde yer kaplayan oluşum ve anomalileri görebilmek amacıyla yapılır.

-Laparoskopi: 

Laparoskopi göbekten ince bir kamera ile karın içerisini değerlendirdiğimiz endoskopik bir yöntemdir. Rahim anomalilerinin tanı ve tedavisinde, yumurtalık kistlerinde, tüplerle ilgili patolojilerde ve endometriozis tedavisinde laparoskopi kıymetlidir.

-Histeroskopi: 

Histeroskopi rahim iç boşluğunu endoskopik olarak değerlendirdiğimiz bir yöntemdir. Anestezi gerektirmez. Fakat bazı olgularda histeroskopiyi anestezi altında yapmak konfor açısından gerekebilir. Rahim içerisinde polip, myomgibi yer kaplayan patolojiler tespit edildiğinde ya da rahim filminde septum (perde) gibi rahim anomalilerisaptandığında histeroskopi ile bu patolojileri tedavi etmek mümkündür. 

-Genetik Testler: 

İnfertiliteye sebep olan genetik bir durum olup olmadığını anlamak amacıyla yapılabilir.

-Pelvik Ultrasonografi: 

Rahim ve yumurtalıkları incelemek için ultrasonografi yapılır. Rahimde polip, myom, doğuştan anomali varsa görülecektir. Yine yumurtalık kapasitesi ve patolojileri de ultrasonografi ile değerlendirilebilir. Şüpheli durumlarda 3 boyutlu ultrasonografi de çok faydalı bilgiler verebilmektedir.

Prof. Dr. Banu Kumbak Aygün

Tüp Bebek Tedavisi Maliyeti Nedir?

Banu No Comments

Tüp Bebek Tedavisi Maliyeti Nedir?

Tüp Bebek Tedavisi Maliyeti Nedir?

İnfertilite her 6-7 çiftten birini etkileyen bir sağlık sorunudur. Tüp bebek tedavisi ödeme olanağı olan çiftlerde bir rüyanın gerçekleşmesini sağlamaktadır. Tüp bebek tedavileri ülkemizde son 5 yıldır daha makul ücretlerle uygulanmaktadır.  Fakat kullanılan ilaçların ve laboratuar malzemelerinin yurtdışından gelmesi nedeniyle tedavi maliyeti dolar ve Euro artışlarına bağımlıdır. Fakat yine de diğer ülkelerle kıyaslandığında ülkemizde tedavi maliyetleri uygundur. Bu sebeple Türkiye tüp bebek tedavisi için sağlık turizminin yapıldığı ülkelerden birisidir. Son yıllarda ülkemizde tedavi gören çiftlerin önemli bir kısmı yabancı hastalardır.

Dünyaya bakıldığında tüp bebek tedavisi maliyeti 3500-15000 USD olarak değişmekte iken ülkemizde ilaçlarla birlikte 2000-2250 USD civarındadır. Ülkemizde tüp bebek tedavi başarısı ise dünyadaki oranlara benzerdir. Yine tüp bebek tedavilerinde standart ücretlere ek uygulamalar olan mikroskop eşliğinde TESE ameliyatı (azoospermi olgularında), PGT/NGS adı verilen genetik embryo ayıklama yöntemleri (daha önce başarısız denemeleri olan çiftlerde) ve histeroskopi/laparoskopi gibi endoskopik ameliyatlar da (tüplerde, yumurtalıklarda ya da rahimde problemleri olan çiftlerde) ülkemizde daha uygun ücretlerle yapılmaktadır. Bu uygulamaların ücretleri de 1000-3000 USD civarındadır.

Tüp bebek tedavilerinde başarı genellikle 6 denemeden sonra azalmaktadır. İsrail gibi tüp bebek tedavisinin ülke politikası olarak limitsiz sayıda ve 45 yaşına kadar yapıldığı ülkeler olup bizim ülkemizde de 39 yaşına kadar 3 denemede devlet desteği olmaktadır. Fakat hiç yaşayan çocuğu olmayan, resmi nikahlı çiftlere rapor hakkı verilmektedir.

Tüp bebek tedavisi tüm dünyada maddi olarak zengin kategorisinde olan ülkelerde daha fazla uygulanmaktadır. Ülkemiz de hem tedavi maliyetinin makul olması hem de başarı oranlarının iyi olması nedeniyle tüp bebek tedavisi için tercih edilen ülkelerden birisidir.

Prof. Dr. Banu Kumbak Aygün

Tüp Bebek Nasıl Yapılıyor?

Banu No Comments

Tüp Bebek Nasıl Yapılıyor?

Tüp Bebek Nasıl Yapılıyor?

Tüp bebek en sade tanımıyla anne ve baba adaylarından alınan yumurta ve sperm hücrelerinin laboratuar ortamında döllendirilmesi neticesi oluşan embryoların anne rahmine transfer edilmesi yoluyla gebelik elde edilmesidir. 

Tüp bebek tedavisi son yıllarda daha sık uygulanan bir tedavi yöntemi olmuştur. Bunda ileri yaşta evlilikler, çocuk sahibi olmanın ertelenmesi, endometriozis gibi hastalıkların kadınlarda daha sık görülmesi, erkek kısırlığının artması, önceden çocuğu olan çiftlerde kısırlık sorununun artması rol oynamaktadır. Burada kilit nokta bu sorunun tedavi edilebildiğini bilmektir. Kısırlık probleminde günümüzde artık en önemli sorun ileri kadın yaşıdır. Bu nedenle kadın yaşı 35 üzeri olduğunda tedavi yöntemlerini gündeme alıp bir an önce çocuk sahibi olmaya çalışmak, evli olmayan ya da çocuk hemen düşünmeyen kadınlarda da yumurta dondurma konusunda bilgi ve farkındalığı arttırmak çok önemlidir.   

Tüp bebek tedavisinde başarılı olmak için bilgili bir hekimin değerlendirmesi ve kısırlık sorununun nedenini ortaya koyması ilk ve en önemli faktördür. Yapılan değerlendirme ve tetkikler sonrası tüp bebek tedavi planı oluşturulur ve tedavide başarıyı arttırmak için bazı uygulamalar yapılır. Tüp bebek tedavi sürecinde ilaçların doğru bir şekilde uygulanması, elde edilen gametlerin (sperm ve yumurta) laboratuar ortamında tecrübeli bir ekip tarafından döllendirilmesi ve takip edilmesi, nihai olarak en iyi embryonun seçilerek rahime hemen ya da 1-2 ay sonra transfer edilmesi tedavi başarısını olumlu yönde etkileyen faktörlerdir. Bu süreçte mümkün olduğunca olumlu bakış açısı ve hekimine güven duyulması çiftlerin tedavide rahat olmasını sağlayacaktır. Bu süreçte hareket, beslenme ve stres oluşturan durumlardan uzak durma konusunda öneriler normal yaşantıda olduğu gibidir; tedbirli ve dikkatli olup, dengeli beslenme, bol sıvı alınması, sigar içilmemesi, kısa yürüyüşler yapılması, süreci herkes ile paylaşmamak ve olumlu düşünce tarzı benimsemek özellikle kadını rahatlatarak tedavi sürecini olumlu etkileyecektir.

Tıbbi hikaye alma (öngörüşme)

Tüp bebek tedavisine başlamadan önce ayrıntılı değerlendirme ve çift ile detaylı öngörüşme çok önemli ipuçları vererek tedaviyi olumlu yönde etkileyecektir. Bu görüşme ve ilk muayene için adetin herhangi bir günü gelinebilir. Tedaviye hemen geçilmesi planlanıyorsa adetin 2 ya da 3. günü gelmek uygun olacaktır. Tüp bebek tedavisi öncesi ayrıntılı tıbbi öykü alınır. Hem erkek hem de kadında geçmişte yapılan tedaviler, ameliyatlar, ilaç kullanımı, tetkikler gözden geçirilir. Varsa jinekolojik yakınmalar öğrenilir. Her iki bireyin sigara içimi ve kilo durumu da önemlidir çünkü yumurta ve sperm kalitesini etkilemektedir. Detaylı tıbbi öykü alındıktan sonra kadının jinekolojik muayenesi, vajinal ultrasonografisi yapılır ve gerekli kan testleri istenir. Genellikle kadında istenen rahim film ile rahim içerisi ve tüpler hakkında da bilgiler edinilir. Ultrasonografide ya da rahim filminde şüpheli durumlar varsa ya da polip ya da tüp tıkanıklığı gibi sorunlar tespit edildiğinde histeroskopi ve/veya laparoskopi gibi endoskopik günübirlik işlemlerle bu problemlerin çözülmesi ve tedavi edilmesi gerekir. Hatta bu işlemler sonrası tüp bebek tedavisine bile gerek kalmadan kendiliğinden gebelikler olabilir. Yine yumurtalık kisti, rahim anomalileri, endometriozis ya da myom gibi patolojiler tespit edildiğinde öncelikle bu problemlerin endoskopik işlemlerle tedavi edilmesi doğru olacaktır. Bu şekilde de gebeliklerin olabileceği bilinmektedir. Ayrıca bu patolojilerin tedavisi sonrası yapılacak tüp bebek tedavisinin başarısı artacaktır. Yine kadında yapılan kan testlerinin başında AMH dediğimiz yumurtalık kapasitesine yönelik tetkik, tiroid bezi tetkikleri, prolaktin yani süt hormonu tahlili gelmektedir.

İlk görüşmede erkek için de bazı testler istenir. Sperm analizi 3-4 günlük cinsel perhiz sonrası yapılmalıdır. Bu test sonucuna göre bir sorun tespit edersek üroloji doktoru ile görüşme önerilebilir. Özellikle azoospermi dediğimiz menide sperm olmayan durumlarda ameliyat gerekebilir, ameliyat öncesi bazı ilaçların kullanılması faydalı olabilir. Bu durumlarda hastalarımızı üroloji doktoru ile birlikte değerlendirmekte ve tüp bebek tedavi zamanlamasını yapmaktayız. 

Kadının ve erkeğin tüm değerlendirmesi ve tetkikleri tamamlandıktan sonra her çifte göre bireyselleştirilmiş bir tedavi planı yapmaktayız. Bu tedavi planı kadının yaşı, yumurtalık kapasitesi, varsa daha önceki tedavileri ve erkekte sperm değerlerine göre değişkenlik göstermektedir. Bu nedenle her çifte uygulanan standart bir tedavi olmayıp ilaçlar ve dozlar bile değişmektedir. Zaman zaman aynı çiftin farklı tedavileri bile değişkenlik gösterir. Her tedavi denemesi farklı seyreder, bu nedenle kıyaslamalar yapmak yerine hekimden sağlıklı bilgiyi edinmek psikolojik olarak da rahatlama sağlayarak çiftlerde stresi azaltacaktır. Kıyaslamalar stresi arttırır ve karamsar bir bakış açısı oluşturarak tedavi sürecini olumsuz etkiler. Bu süreçte negatif enerji oluşturmak özellikle kadın için depresyona zemin hazırlayabilir.

Yumurtalıkların uyarılması ve folikül takibi

Adetin 2 ya da 3. gününde yapılan ultrasonografi ve kanda estrojen ve progesteron gibi hormonların düzeyleri kontrol edilerek tedaviye başlamanın uygun olup olmadığı tespit edilir. Tedavi için bir engel yoksa insülin benzeri cilt altına yapılan küçük iğneler ile yumurtalıklar birden fazla yumurta gelişimi için uyarılır. Bu süreç toplamda 10-15 gün sürmektedir. Bu süreçte 3-4 kez ultrasonografi yapılarak ilaçlara vücudun verdiği cevap değerlendirilir ve aynı zamanda kanda bakılan estrojen hormonu düzeyi de bize gelişen yumurtalar hakkında bilgi verir. Bu sürecin son 5 günü ilişkide bulunmak önerilmez. Ayrıca bu süreçte bol sıvı alınması, dengeli beslenme, sigara içilmemesi önerilir. Bu sürecin neticesinde yumurta içeren kesecikler olan foliküller ortalama 17-20 mm boyutlara ulaşır ve çatlatma iğnesi olarak tabir edilen HCG iğnesi cilt altına yapılarak 35-36 saat sonra diğer aşama olan yumurta toplama aşamasına (OPU) geçilmiş olur.

Yumurta Toplama (OPU)

Yumurta toplama işlemi anestezi ile, vajinal yoldan yapılan, 15-20 dakika süren bir işlemdir. Ameliyat değildir. Yumurta toplama işlemi günü eşinden alınan meni örneğinden seçilen iyi kalite spermler ile toplanan yumurtaların olgun olanlarına mikroenjeksiyon (ICSI) yani laboratuarda dölleme işlemi uygulanır. Bu işlem için sperm seçimi önemlidir ve IMSI (yüksek büyütme ile sperm seçilmesi), mikroçip (özel bir yüzdürme tekniği ile sperm seçimi), PICSI (özellikli bir kap içerisinde DNA hasarı en az olan spermin seçilmesi) gibi yöntemlerle sperm seçilerek her bir olgun yumurtanın içerisine özel pipetler yardımı ile bırakılır. Ertesi gün kaç tane yumurtanın döllenerek embryo halini aldığı tespit edilir. Örneğin 10 yumurta toplanan bir bayanda 8 yumurta olgun olabilir ve bu 8 yumurtanın da 6 tanesi döllenerek 6 embryosu oluşmuş olabilir. Oluşan embryolar laboratuarda inkübatör dediğimiz özel dolaplarda muhafaza edilir ve gün gün embryoların laboratuarda gelişimi takip edilir. Bu takibin amacı en iyi embryoyu tespit edebilmektir. Laboratuarlarda günümüzde embryo gelişiminin 7/24 takip edilebildiği embryoskop dediğimiz inkübatörler mevcuttur ve embryoların gelişimi her an izlenebilmektedir, yavaş gelişen embryolar tespit edilebilmektedir. Laboratuarda embryo takip süreci 3-5 gün kadar sürmektedir. Bu takip sürecinin sonunda 5. güne ulaşan embryoya blastokist adı verilir ve en kaliteli embryodur. İyi bir blastokist rahime verildiğinde gebe kalma ihtimali %80’lere ulaşmaktadır. Bir çiftin çok sayıda blastokist aşamasına ulaşan embryosu varsa 1 ya da 2’si seçilerek rahime verilir ve kalan iyi kalite embryoları saklanarak 5 yıl içerisinde tekrar gebelik oluşturmak istendiğinde çözülerek kullanılabilir. Örneğin bir çift gebe kalırsa doğumdan birkaç sene sonra 2. gebelik istediğinde dondurulan embryoları çözülerek rahime verilip 2. gebelik elde edilebilir. Böylece tekrar yumurtalıkları uyarma ve yumurta toplama aşamalarına gerek olmaz. Eğer ilk tedavi ile gebelik elde edilemez ise dondurulmuş embryolar 2 ay sonra çözülerek rahime transfer edilerek gebelik elde edilmeye çalışılır. Yine yumurtalıkları uyarma ve yumurta toplama aşamalarına gerek kalmaz.

Embryo Transferi (ET)

Yumurta toplama işleminden 3-5 gün sonra jinekolojik muayene pozisyonunda yapılan, ağrısız, 5-10 dakika süren bir işlemdir. Çok ince bir kateter ile en iyi 1 ya da 2 embryo ultrason eşliğinde rahim içerisine bırakılır. Bu işlem esnasında ağrı olmaması esastır. Sadece ultrasonda rahimi iyi görüntüleyebilmek için idrara sıkışık olmak gerekmektedir.

Embryo transferinden sonra bazı ilaçlar kullanılmalıdır. Bu ilaçlar embryonun rahime tutunması için yardımcıdır. Embryo transferi sonrası 3 gün ev içi istirahat önerilmektedir. Transferden 2-3 gün sonra şehir dışı ya da yurtdışı hastalarımız evlerine uçak ile dönebilirler. Transferden 10-12 gün sonra kanda bakılan gebelik testi bize tedavi neticesini gösterecektir. Yine bu döneme kadar ilişkide bulunulmaması gerekir. Bu bekleme sürecinde gaz, leke tarzı kanama, hafif karın ağrıları olabilir. Sürekli yatar pozisyonda dinlenmek doğru değildir. Gaz sancıları ile rahatsızlık oluşturur. Bol sıvı alınması, kabızlık olmaması için bazı ilaçların kullanılması iyi olacaktır. Yine bu süreçte olabilecek kanamalar mutlaka doktorunuz ile paylaşılmalı ve ilaç kullanımlarına dikkat edilmelidir.

Özetle, tüp bebek tedavisi adetin 2-3. günü başlanarak 15-20 gün içerisinde tamamlanan bir tedavi süreci olup, muayene ve takip için toplam 5-6 kez kliniğe gelmek yeterli olmaktadır. Bu süreçte şehir dışından ya da yurtdışından gelen hastalarımıza anlaşmalı otellerimizde indirimli konaklama imkanı sunulmaktadır. Yine bu süreçte morali yükseltmek ve stresi azaltmak için İstanbul Turları ile çiftlere bir tür tatil imkanı da sağlamaktayız. Amaç kaliteli tıbbi hizmet sunarak hastalarımızın bebek sahibi olmalarını sağlamak ve bu süreci rahat, sorunsuz geçirerek mutlu sona ulaşmalarına vesile olmaktır.

Polikistik Over Sendromu

Banu No Comments

Polikistik Over Sendromu

Polikistik Over Sendromu

Kadınlarda en sık görülen hormonal bozukluk olan polikistik over sendromu (PKOS), kadının adet düzenini bozmakta ve dolayısıyla yumurtlama problemi oluşturarak çocuk sahibi olma yeteneğini olumsuz yönde etkilemektedir. Fakat düzenli adet olan PKOS olguları da vardır. PKOS olan kadınların bazılarında tüylenme çok yoğun olabilir. Dolayısıyla PKOS bulguları kişiden kişiye değişebilir.

-PKOS neden olmaktadır?

Nedeni belli değildir. Birden fazla faktör birlikte etkili olmaktadır. Genetik faktörler etkili olmaktadır, anne ya da kızkardeslerde olabilmektedir fakat mutlak kalıtsal bir hastalıktır denilemez.

-PKOS olduğumu nasıl anlayabilirim?

Adetlerin düzensiz, daha ziyade gecikmeli olması hatta ilaçsız adet görülmemesi, tüylenmede artış ve çoğunlukla kilolu olmak birlikte olduğunda PKOS kuvvetle düşünülür. Ancak sadece adet düzensizliği olduğunda yapılan ultrasonografide tipik yumurtalık kistlerinin görülmesi de tanıyı koymamızı sağlar. PKOS tanısı koyduracak tek bir test yoktur. Hastanın öyküsü ve geçmişi, şikayetleri, ultrasonografi bulguları ve bazen kan testleri değerlendirilerek tanıya ulaşılır.

-PKOS’daki yumurtalık kistleri tehlikeli midir? operasyon gerekir mi?

Yumurtalıklardaki kistler aslında patolojik bir kist değil olgunlaşamayan yumurta içeren keselerdir. Dolayısıyla boyutları 1 cm’nin altında olan bu kistler operasyon gerektirmez. Kansere dönüşmez.

-PKOS için kan testleri istenir mi? hormon testi yapmak şart mı?

PKOS tanısında kan testleri ile hormonları değerlendirmek birlikte görülebilecek diğer hormonal bozuklukları ayırt etmek için istenebilir. PKOS olan kadınlarda hormonların ve kan şekeri ile insulin düzeylerinin değerlendirilmesi eşlik eden başka patolojilerin varlığını bize gösterir.

-PKOS olan kadınlarda insulin ve kan şekeri testi niye istenir?

İnsulin direnci dediğimiz patoloji PKOS olan kadınlarda sık görülmektedir. Dolayısıyla bu kadınlarda obezite ve zor kilo verme görülmektedir. Yüksek insulin düzeyleri androjenlerin de daha fazla üretilmesine yol açarak akne (sivilce), tüylenme, obesite ve yumurtlama sorunu oluşmasında rol oynar.

-PKOS olan kadınlarda hangi belirti ve bulgular görülür?

Adet olamama veya gecikmeli olma, infertilite, tekrarlayan düşükler, tüylenmede artış, ciltte yağlanma ve sivilce, hızlı kilo alma ve kilo vermede zorluk, depresyon, hipertansiyon, şeker hastalığı, prolaktin hormonu bozukluğu PKOS olan kadınlarda görülen patolojilerdir.

-PKOS kadının tüm hayatını etkiler mi?

PKOS olan kadınlar ilerleyen yaşlarda yüksek tansiyon, damar tıkanıklığı, kalp hastalığı, kalp krizi, şeker hastalığı, rahim kanseri (endometrium kanseri)  riski taşırlar. PKOS aslında bir kadın sağlığı problemi haline gelebilir. Bu nedenle özellikle kilo kontrolü çok önemlidir.

Prof. Dr. Banu Kumbak Aygün

MİNİ TÜP BEBEK-TÜP BEBEKTE NATÜREL SİKLUS

Banu No Comments

Mini Tüp Bebek - Tüp Bebekte Natürel Siklus

Tüp bebek tedavilerinde bildiğimiz gibi amaç en az 5 yumurta elde ederek oluşan embryoların içerisinden en iyi gelişim gösteren bir ya da iki embryonun seçilerek rahime transfer edilmesidir. Böylece olgun yumurtalara en iyi olarak seçilmiş spermleri enjekte ettikten sonra oluşan embryolardan da en iyi olanları laboratuvarda gelişimlerine göre seçip hep bir elemeden geçildiği için tedavi başarısını maksimize etmiş oluyoruz. Öte yandan bazı olgularda yumurtalıkları en yüksek dozda ilaçlarla bile uyardığımızda fazla yumurta elde edilememektedir. Bu olgular genellikle ileri yaş ya da yumurtalık rezervi kısıtlı kadınlardır. Daha önce yapılan tüp bebek tedavi denemelerinde günlük iğne dozları maksimum dozlara çıkmış olmasına rağmen elde edilen yumurta sayısı 5’in altında genellikle 1-2 tane olmaktadır. Dolayısıyla bu olgularda ilaç kullanımının aslında faydası olmamaktadır. Çünkü normalde adet gören bir kadında her adet döngüsünde 1-2 folikül yani yumurta içeren kesecik gelişip LH hormonu dediğimiz bir hormonun yükselmesi ile yumurtalıktan atılır ve sperm ile tüplerde buluşabilirse gebelik oluşur. Natürel siklusun espirisi de bu fizyolojik mekanizmayı taklit etmektir. Natürel siklusta adetin 2-3. günü yapılan ultrasonografi ve kan hormon testi değerlendirmesi sonrası sıklıkla hiç ilaç kullanmadan ya da minimal stimulasyon denilen çok az dozda iğnelerle folikül (yumurta içeren kesecik) takibi yapılır. Sıklıkla adetin 8-9. günlerinde folikül boyutları kontrol edilir. Folikül boyutu en az 17 mm olduğunda çatlatma iğnesi olarak tabir ettiğimiz iğne yapılıp ondan 35-36 saat sonra yumurta toplama işlemi yapılır. Zaman zaman da kadının kanında LH hormonu yani yumurta olgunlaştırma (çatlatma) işlevi gören hormonun artışı takip edilir ve ona göre yumurta toplama işleminin saati kararlaştırılır. Tüp bebek tedavi protokollerinden natürel siklusta takip kimlere uygulanabilir? Sıklıkla daha önce elde edilen yumurta sayısı 1-2 tane olan, yüksek dozda ilaç uygulamalarına rağmen az yumurta veya kötü kalitede embryo elde edilen yumurta rezervi kısıtlı olan ya da ileri yaş kadınlarda kullanımı uygundur. Natürel siklusta tüp bebek tedavisi ilaç kullanılmadığı ya da az kullanıldığı için düşük maliyetlidir. Hasta için daha az yıpratıcıdır ve kadın psikolojik olarak daha rahat olabilmektedir. Her ay adetle başlayarak natürel siklus takibi yapılabilir. 
            Peki niye herkesde natürel siklus ile yumurtaları uyarmıyoruz? Daha ucuz ve kadın için daha az zahmetli bir yöntem olması nedeniyle bu soruyla sık sık karşılaşmaktayız. Natürel siklus normal tüp bebek tedavisine alternatif değildir, sadece yumurta rezervi kısıtlı olgularda kullanılması uygundur. Normal olgularda tüp bebek tedavisi ile %40-60 gebelik oranları elde edilebilirken natürel siklus ile tedavilerde bu oran %5 olarak ifade edilebilir. Natürel siklusta gebelik oranı niçin daha düşüktür? İlaçsız olarak uygulanan folikül takibinde sadece 1 ya da zaman zaman 2 folikül gelişecektir. Sıklıkla erken yumurta çatlaması riskini almamak için adetin 8-9. günlerinde ultrasonografi ile folikül boyutu ölçülür ve 17 mm bulduğunda yumurta çatlamadan HCG yani çatlatma iğnesi yapılarak 35-36 saat sonra yumurta toplanır. Bazen folikül boş çıkabilir, içerisinden yumurta gelmeyebilir ya da elde edilen yumurta olgun olmayabilir ve mikroenjeksiyon yapılamayabilir. Yahut olgun yumurtaya sperm enjekte edilir fakat ertesi gün döllenme olmadığı görülebilir. Bir olasılık da embryo oluşur fakat laboratuarda gelişimi takip edilirken hücre bölünmesi durabilir ve transfer için elimizde embryo kalmayabilir. Dolayısıyla tüm bu nedenlerden dolayı natürel siklusta tüp bebek tedavisi ilk tercih olmamalıdır. Özetle natürel siklusta tüp bebek tedavisinde kadında normalde kendiliğinden gelişen yumurta takip edilir ve olgunlaşınca toplandıktan sonra mikroenjeksiyon ile döllenir. Akabinde embryo oluşursa ve kalitesi iyi ise rahime transfer edilir. Bu yöntem gebelik şansı az olan düşük over rezervi olgularında ve 40 yaş üstü olgularda eğer çift tedaviye devam etmek istiyorsa düşük maliyetli ve her ay yapılabilir olduğundan alternatif olarak değerlendirilebilir. İlaç kullanılmadığından ve her ay kendiliğinden oluşan yumurta takip edildiğinden iyi kalite yumurta elde etme ihtimali yüksektir. Fakat ileri yaş olgularda yumurta kalitesi zaten düşük olduğundan bu yöntemin yumurta kalitesini arttıran bir yöntem olmadığı bilinmelidir. Natürel siklusda tüp bebek uygulaması genç yaşta düşük over rezervi olan olgularda iyi bir alternatiftir.
 
 
Prof. Dr. Banu Kumbak Aygün

Çikolata Kistim Var, Risklerim Nelerdir ? Gebe Kalabilecek miyim?

Banu No Comments

Çikolata Kistim Var, Risklerim Nelerdir ? Gebe Kalabilecek miyim?

Çikolata Kistim Var, Risklerim Nelerdir ? Gebe Kalabilecek miyim? (Endometriosis)

Çikolata kisti hastalığı olarak bilinen endometriozis son yıllarda daha sık karşılaşılan hastalıklardan biridir. Her 10 kadından birinde olduğu bilinmektedir. En çok sebep olduğu şikayet şiddetli adet sancısı ve kısırlıktır. Bu hastalığın nedeni hala net olarak ortaya konulamamıştır. Bazı bilgiler daha anne rahminde iken maruz kalınan bazı maddelerin bu hastalığa zemin hazırladığını ileri sürerken, bazı bilgiler genetik geçişi olabileceğini de iddia etmiştir. Fakat anneden kızına geçme gibi bir kalıtsallık söz konusu değildir. Yine bazı bilgiler bağışıklık sistemindeki bozuklukların bu hastalığa neden olabileceğini de ifade etmektedir. Dolayısıyla çikolata kisti hastalığı nasıl oluştuğu konusunda gizemini korumaktadır.

Peki çikolata kisti hastalığımın olduğunu nasıl anlayabilirim? Hangi durumlarda bu hastalıktan şüphelenilir?

Çikolata kisti hastalığında çok değişik bulgular ve şikayetler olabilir. Hiçbir şikayeti olmayan bir kadının normal jinekolojik muayenesi esnasında çikolata kisti saptanabildiği gibi adetleri çok sancılı olan bir kadında hafif endometriozis olabilir. Bu hastalıkta adet sancısı ya da ilişki esnasındaki ağrı hastalığın şiddeti ile ilişkili olmayabilir. Ama adetleri sancılı olan ve bu nedenle işe gidemeyen bir kadında bu hastalıktan şüphelenmek ve bu yönde değerlendirme yapmak doğru olacaktır. Yine ilişkide bulunurken çok ağrısı olan ve bu nedenle cinsel yaşantısında sıkıntı yaşayan bir kadında da endometriozis olabilir.

Bir başka önemli şikayet gebe kalmada zorluk olabilir. Sperm problemi olmayan bir çift gebe kalamıyorsa kadında endometriozis olma olasılığı %40’a kadar çıkmaktadır. Kadın infertilitesinin önemli bir sebebi endometriozisdir.

Endometriozis kısırlığa nasıl sebep olmaktadır? 

Endometriozis hastalığı olan kadınların yumurtalık kapasitesi zayıf olabilir, yumurtalıklarda çikolata kistleri olabilir ve bu nedenle ameliyat gerekebilir, bu da gebe kalma sürecini uzatabilir, yine tüplerde tıkanıklıklar olabilir ve endometriozis olan kadınlarda ilişkide zorlanma olabilir ve bu nedenle cinsel yaşantıda düzensizlik ve ilişkide bulunamama olabilir. Bu sebepler kısırlığa ve gebe kalamamaya sebep olabilir. Genellikle çikolata kisti olan veya tüplerinde problem olan kadınlarda ameliyat gerekebilir ve ameliyat sonrası tüp bebek tedavisine geçmek ve gebeliğe giden süreci kısaltmak doğru olacaktır. Öte yandan yumurtalıklarda çikolata kistleri tekrar oluşabilir ve her seferinde ameliyat yapmak yumurtalıkların erken zayıflamasına ve hatta zaman zaman erken menopoza yol açabilir. Bu nedenle ameliyata karar verirken yumurtalık kapasitesini iyi değerlendirmekte fayda vardır. Tabii kadının yaşı da ameliyat kararında etkilidir. Bir başka faktör de çikolata kistinin boyutudur. Genellikle 5 cm ve üstü çikolata kistlerinde ameliyat gerekebiliyor fakat yine yumurtalık kapasitesi ve kadın yaşı en önemli karar verdirici faktörlerdir.  

Diğer endometriozis ile ilgili şikayet ve bulgular sürekli kasık ağrısı, idrar yaparken kanama, dışkılamada zorlanma ve kabızlık veya ishal gibi şikayetlerin sık olması, ara kanama, adet miktarının yoğun olması, adetin kahverengi leke şeklinde başlaması ya da bitmesi gibi örneklendirilebilir.

Çikolata kisti hastalığı rahim kasını tuttuğunda bu duruma adenomyozis deriz ve adet düzensizliği ya da adetle ilişkili şikayetler bu kadınlarda daha sık görülebilir. Zaman zaman ultrasonda adenomyozis ve myom karışabilir.

Çikolata kisti hastalığını jinekolojik muayene ve ultrasonografi ile teşhis edebiliriz. Hormon ya da kan testlerini nadiren isteriz. İstediğimiz kan testlerinin başında ca 125 testi gelir ama bize çok da faydası olmamaktadır. Zaman zaman hastalığın takibinde kullanırız. Yine ileri tetkiklerden MR ya da BT gibi görüntüleme yöntemlerine de tereddüt ettiğimiz olgularda başvurabiliriz ama sıklıkla gerekli olmamaktadır.

 

Bu hastalığın tedavisinde ilaçlardan yararlanılabilir ama bazı durumlarda doğrudan ameliyat gerekebilir. Mesela yumurtalıkta büyük çikolata kisti varsa ya da tüpler ileri derecede şiş ve tıkalı ise ameliyat etmek iyi olacaktır. Her zaman kadının yaşını ve yumurtalık kapasitesini de göz önüne almakta yarar vardır. İlaç tedavileri kistleri tamamen yok etmemektedir ama kontrol altında tutar, en azından büyümesini engelleyebilir, zaman zaman da küçültür ama ilaçlar kesildiğinde tekrar kistlerde büyüme olabilir. Doktor kontrolünde ilaçlara devam etmekte bir sakınca yoktur. Gebelik istendiğinde ilaçlar kesilir ve ileri düzey endometriozis tespit edilmiş ise doğrudan tüp bebek tedavisinin uygulanması tavsiye edilir. Genç ve yumurtalık kapasitesi iyi olan kadınlarda yumurta takibi veya aşılama da uygulanabilir ama bu takip sürecini uzatmadan tüp bebek tedavisine geçmekte de tereddüt edilmemelidir, sürecin uzaması çikolata kistlerinin büyümesi ile sonuçlanabilir, ameliyat gerektiren durumlar oluşabilir.

Özetle, çikolata kisti hastalığı artık günümüzde sık görülen bir kadın hastalığıdır. Özellikle adetleri sancılı olan veya kısırlık problemi olan kadınlarda daha sık görüyoruz. Adet sancısı olan her yaş kadında, genç kızlarda bile endometriozis hastalığı olabilir. İhmal etmeden bir jinekolog ile görüşüp muayene ve ultrason yapılması hastalığın erken dönemde teşhis edilmesini sağlar. Erken teşhis bu hastalıkta ameliyat gerekliliğini azaltabilir. Çikolata kisti hastalığında mümkün olduğunca tekrarlayan kist ameliyatlarından kaçınırız, yumurtalık kapasitesini azaltma riski nedeniyle ameliyat öncesi iyi değerlendirme yapmak isteriz. En önemli mesajlardan birisi çocuğu olmayan endometriozis hastalarını çok bekletmeden bir an evvel çocuk sahibi olmaları konusunda uyarmalıyız ve tedavi sürecini de uzun tutmadan gerektiğinde tüp bebek tedavisine geçmek konusunda tavsiyede bulunmalıyız.             

 

Çocuk Sahibi Olmak İsteyen Çiftlerde Histeroskopi ve Laparoskopi Ne Zaman Yapılır? Birden Fazla Kez Yapılması Gereken Durumlar Var Mıdır?

Banu No Comments

Çocuk Sahibi Olmak İsteyen Çiftlerde Histeroskopi ve Laparoskopi Ne Zaman Yapılır? Birden Fazla Kez Yapılması Gereken Durumlar Var Mıdır?

LAPARASKOPİ & HİSTERESKOPİ

Çocuk Sahibi Olmak İsteyen Çiftlerde Histeroskopi ve Laparoskopi Ne Zaman Yapılır? Birden Fazla Kez Yapılması Gereken Durumlar Var Mıdır?

Çocuk sahibi olmak için başvuran çiftlerde öncelikle bayanın jinekolojik muayenesi, ultrasonografisi ve hormon testleri yapılarak kadına ait bir sebep var mı araştırmaktayız. Jinekolojik muayene ve ultrasonografide daha önce hiç şikayet oluşturmamış olan problemler ortaya çıkabilir. Bunlar doğuştan ya da, düşüklere veya rahim ameliyatlarına bağlı oluşan rahim problemleri, tüplerde tıkanıklıklara bağlı oluşabilecek hidrosalpenks denilen şişkinlikler ya da endometriozis (çikolata kisti) hastalığına bağlı kistler ya da yine tüplerde tıkanıklıklar olabilir.

Doğuştan rahim anomalilerinde rahim içerisinde perde ya da T-şekilli uterus gibi isimler verilen morfolojik yani yapısal problemler olabilir. Bu yapısal bozukluklar genellikle düşüklere, erken doğum gibi gebelik problemlerine zamana zaman da çocuk sahibi olmada gecikmeye yol açabilir. Bu nedenle bu problem tespit edildiğinde ya da şüphe olduğunda rahim içerisine endoskopik bir işlem ile bakmak ve aynı anda bu problemi düzeltmek mümkündür. Bu işleme histeroskopi adı verilmektedir. Histeroskopi günübirlik cerrahi işlemdir. Yani hastanede kalmayı gerektirmez, aynı gün taburculuk planlanır. Genellikle rahimdeki probleme göre değişmekle birlikte 15-30 dakika içerisinde işlem tamamlanır. Anestezi ile yapılmaktadır.

Rahim anomalileri çok değişkendir. Rahim içi perde, T-şekillli uterus denilen morfolojik bozukluk, rahim içi yapışıklık, rahim içerisinde myom ve polipler en sık görülen problemlerdir. Rahim içi perde yani septum zaman zaman birden fazla kez histeroskopik işlem gerektirebilir. Bazen bu perde geniş tabanlıdır ve tek bir seans ile  perde tamamen yok edilemeyebilir ya da işlemden 1-2 ay sonra tekrar histeroskopi ile rahim içerisini görmek ve herhangi bir kalıntı ya da yapışıklık var mı bakmak gerekebilir.

Yine rahim içerisine bası yapan ya da rahim içerisini dolduran myomlar histeroskopik olarak çıkarılabilir fakat myom büyük ise birden fazla kez histeroskopi yapmak gerekebilir. Yine bu büyük myomları aldıktan sonra rahim içerisinde yapışıklık oluşabildiğinden işlemden 1-2 ay sonra histeroskopi ile rahim içerisine bakmak gerekebilir.

Öte yandan polipler yumuşak kıvamlı olduklarından büyük de olsalar genellikle bir kez histeroskopi yapılması yeterlidir ve tamamen çıkarılabilir.

Birden fazla kez histeroskopi yapılmasını gerektirebilen rahim problemlerinin başında rahim içi yapışıklıklar gelmektedir. Bazen çok az miktarda ve yaygın olmayan yapışıklıklar 5 dakikada ve bir kerede açılabilirken bazen rahim içerisinde yer yer ve yaygın yapışıklıklar olabilir ve ardışık kereler histeroskopi ile rahim içerisini açmak için işlem yapmak gerekebilir. Bu histeroskopiler arasında rahim filmi çekerek rahim içerisini objektif olarak değerlendirmek de mümkündür.

Yine son zamanlarda sık ifade edilen T-şekilli uterus denilen rahimin morfolojik bozukluğunda da rahim içerisini genişletmek ve bazen birden fazla histeroskopi yapmak gerekebilir. Yine histeroskopiler arasında rahim filmi ile rahimi değerlendirmek ve ona göre karar vermek doğru olacaktır.

Rahim problemlerinde tanıda en sık kullanılan yöntemlerin başında ultrasonografi ve rahim filmi gelmektedir. Ultrasonografide adetin 12-14. günlerinde endometrium denilen rahim iç tabakasının kalınlığı ver görüntüsü bize rahim içerisi ile ilgili bilgiler verir. Yine 3 boyutlu ultrasonografi ile rahim içerisini net olarak görmek mümkündür. Beraberinde ya da en azından bir kez rahim filmi çekilmesi ve rahim içerisi problemlerin objektif olarak ortaya konması iyi olur. Dolayısıyla histeroskopinin birden fazla kez gerekebileceği durumlarda rahim filmi (HSG) ve özellikle 3 boyutlu ultrasonografinin sık kullanılması ve ona göre planlama yapılması histeroskopi sayısını azaltabilir.

Laparoskopik cerrahide de benzer düşünce ile tüpler, yumurtalıklar ve karın içerisinde yoğun yapışıklıklar varsa ya da ileri derecede yaygın bir endometriozis söz konusu ise birden fazla kez laparoskopi yapılması gerekebilir. Burada da patolojinin tamamen düzeltilemediği durumlarda ara dönemlerde değerlendirme yapmak için özellikle tüplerle ilgili patolojilerde rahim filminden (HSG) ya da ileri endometriozis gibi  bir problem varlığında MRI’dan yararlanmak iyi olacaktır.

Jinekolojide histeroskopi ve laparoskopi gibi endoskopik işlemler başarıyla uygulanmaktadır. Zaman zaman birden fazla kez bu işlemleri yapmak gerekebilir. Bu endoskopik işlemler öncesinde ve işlemler arasında hastanın tekrar tekrar ve iyi bir şekilde değerlendirilmesi ile optimum sonuca ve gebeliğe ulaşılabilir.

Prof. Dr. Banu Kumbak Aygün